9 Ocak 2016 Cumartesi

KİTAP KUMBARAM: BAŞARISIZLIK!


Uzun zaman önce -en azından bir üç hafta önce yani- "Kitap Kumbaram" adlı bir etkinlikten bahsetmiştim sizlere, uzzuuuun bir liste hazırlayıp bunları, bunları, bunları okuyacağım demiştim. Bilmem hatırlar mısınız? Hatırlamayanlara hatırlatmak için ; tık tık



Çok heveslendiğim bu listeyi bir heves okumaya başladım. İlk kitabım olağanüstü bir eser olan "Yer Altından Notlar"dı. Dostoyevski'nin harika bir yazar olduğunu biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum. O kadar etkileyici ve çarpıcı bir anlatımı vardı ki hayretler içinde kaldım kitabı okurken. Tabi bu hayret kitaba olduğu kadar yazara da idi. Her cümlede "Bu adam napmış ya böyle!" demekten kendimi alamadım. Ve bir an bile bu kitabı yanımdan ayırmadım.


Haa sakın yanlış anlamayın kitabı bitiremedim :/ Evet, bu kadar övdüm ama tüm bu methiyeler kitabın ilk yirmi sayfası içindi ama eminim devamı da en az başlangıcı kadar güzeldir. Oradan bana bir çıkıştınız mı sanki "madem okumadın ne bi saat kitabı övüyon" diye. Hakkınız var ama bu kitabı bitirememek o kadar koydu ki hakkında bir kaç bir şey söylemeseydim çatlardım :(


Bu arada sorun kitapta değil bende. Zira kitap ne tuğla kadar kalındı, ne de berbat bir çevirisi vardı, hatta çevirisi bence takdire şayandı. Bunu da belirteyim de adamın kemikleri sızlamasın toprağında. Hoş onun kemiklerinin anca tozu kalmıştır artık ama neyse... Sorun şuydu ki bir türlü kafamı toplayıp kitaba odaklanamadığımdan okuduğumu anlamada feci zorlandım. Halbuki kaç kez aynı yerleri okudum ama bana mısın demedi, algılarım bir türlü kitabı anlayacak kadar açılmadı.


 İngiliz Edebiyatı öğretmenim hep "Kitap okurken uyuya kalmak mümkün değildir çünkü onu okuyup anlamak için yoğun bir enerji ve dikkat sarfedilir bu yüzden de insanın uykusu gelmez aksine kaçar." diyen bir öğrencisinden kıvançla bahseder. Ben de bu "ikazdan" sonra özellikle kitap okurken uyuma olayından kaçınmaya karar verdim. Kapağını her açmamda beni ağır bir uyku hali saran bu kitapla olan birlikteliğimize de böylece kısa bir ara verdim. O zaman da ablam alıp bir-iki günde okuyup bitirdiği eseri kütüphaneye geri götürdü.


Kısaca "Yer Altından Notlar" başka bahara kaldı, büyük ihtimalle ikinci döneme :( Eee malum ipin ucunu kaçırınca da sonuna varılmıyor. Ben de daha ilk kitaptan uğradığım başarısızlıkla hepten çektim elimi eteğimi kumbaramın üzerinden ve kendimi daha önce de bahsettiğim ödevlerime, tiyatroma ve sınavlarıma adadım :( 

Ama kitap okumayı bırakmak öyle "yaptım oldu"luk bir şey değil. Yani öyle bir kaç hafta tek satır oku(ya)masan da eline aldığın ilk kitapta eski kurtluk günlerine dönebiliyorsun. Mesela servis de öyle ara sıra konuştuğum bir kızın bana verdiği kitabı -Benim Küçük Dostlarım- hemencecik okudum -tabi bunda kitabın ince olması da etkili ama okudum ya işte siz ona bakın - Bu okuduğum kitap Çalıkuşu'nun -real life- versiyonu gibi bir şeydi :D Halide Nusret Zorlutuna -kendisi Cumhuriyet döneminde Türkiye'nin dört bir yanında dolu dolu bir öğretmenlik hayatı yaşamış idealist bir edebiyat öğretmeni. Kendisinin aslında pek çok eseri mevcut ama bu eseri ile onu bir öğretmen olarak tanıma imkanı buluyorsunuz. Kitap çok güzeldi. Özellikle benim gibi öğretmen adaylarının okuyup ders çıkarabileceği zengin bir kitap. Otobiyografik kısa öykülerden oluşan bu kitabı bir solukta okuyacaksınızdır. Şimdiden iyi okumalar :)


Eveet, bugünlük de bu kadar! Başarısızlıklar her daim hayatımızın bir parçası olacaktır ancak mühim olan yılmayıp devam etmek ve başaracağınıza inanmaktır. Eğer siz de benim gibi ilk rüzgarda yelkenleri indirirseniz bu gemiyi yürütemezsiniz. Bilmem anlatabildim mi! Adios amigos!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...