10 Ekim 2015 Cumartesi

Ne okudum?

Baktım elimdeki yazı çok uzun sürecek ben de bir ara yazı yazayım okuyanım varsa daha beklemesin istedim. Bu aralar ne dinliyorum, ne okuyorum paylaşayım dedim. İlk önce okuduğum kitaplardan bahsetmek istiyorum. Bu ara iki kitap birden okuyorum yine. Geceleri yatmadan önce Kafka'nın Amerika adlı kitabını okurken gündüzleri evde, okula giderken serviste, okulda vs. Gogol'un Ölü Canlar kitabını okuyorum.
                                                               

(Kafka'nın 1906'da çekilmiş bir fotoğrafı)

Kafka'yı Dönüşüm adlı -bazı çevirilerde bu isim Değişim olarak da geçer- meşhur kitabıyla tanıdıktan sonra ilk işim diğer kitaplarını da okumak oldu. Dünyaca ünlü Çek yazar Kafka modern dünya edebiyatının kendine özgü ve eşsiz yazarlarından biridir. Bu özgünlük kendini en bariz şekilde Dönüşüm adlı kitabında belli etmektedir. Bunu anlamak için hikayenin konusuna şöyle bir bakmak bile yeterli olacaktır bence. Şöyle ki...

Sıradan bir insan olan Gregor Samsa bir sabah uyandığında kendini insan irisi bir hamam böceği olarak bulur ve çaresizliğinin acısını ailesinin ilk başta ona karşı olan acımasının daha sonra bıkma ve tiksinmeye dönüşünü görerek gözlerini bir böcek olarak yumar bu koca yaşlı şişko dünyaya.


Neyse ya ben Amerika'dan bahsedecektim, Dönüşüm'den değil :D Amerika adlı romanın asıl olayı 16 yaşındaki Karl Rossmann'ın evdeki hizmetçiden bir çocuk peydahlamasının ardından ailesi tarafından içine bir kaç parça eşya konulan bir bavulla ceza olarak Amerika'ya gönderilmesi ve orada kendine düzgün bir yaşam kurmaya çalışmasıdır. Bu kitabı daha öncede almıştım ancak ilk bölümün dahi sonunu getirememiştim. Sanırım daha hazır değildim kitaba, yoksa ikinci alışımda baktım ki o bölümün ilk sayfalarını geçince baya aktı kitap. Ha bu arada henüz bitiremedim iki kitabı da.


Bu sefer sizlerle Rusya'ya uzanalım! 19. yüzyılın en önemli yazarlarından olan Nikolay Vasilyeviç Gogol Ölü Canlar kitabı Dünya Klasiklerinin arasındaki yerini alıyor. İyi bir vatansever olan Gogol, ülkesinin menfaatleri doğrultusunda -yani toplum için sanat- anlayışıyla yazmak için alır kalemi ve kağıdı eline. Gogol gerçekçi bir yazar oluşundan ülkesindeki problemleri çatır çatır yazmakta, yüksek sosyetenin burnundan kıl aldırmayan, her lafta kendine taş geldiğini öne süren, Avrupa özentilikleri paçalarından akan, kendi vatanlarını küçümseyen tavırlarını; orta sınıfın da tembel, adaletsiz, rüşvete dayalı, sahtekar davranışlarını eleştirmektedir. Belki de bu çarpıklıkları sıradan  bir vatandaşla anlatsa pek etkili olamayacağını düşündüğü için bir sahtekarı kendine ana karakter olarak seçiyor Gogol.  


                   
(Amca 19. yüzyılda yaşayınca haliyle anca portresi falan oluyor :D )

Neyse çok uzatıyorum her şeyi... Biri buna bir dur desin! Evet atık kitabımıza dönelim derim... 

Ölü Canlar toplamaktadır baş karakter Çiçikov köy köy dolaşarak. Çiçikov ağzı iyi laf yapan, nezaket kurallarının kitabını yazabilecek kadar kibar, her gittiği yerde kendini sevdirecek kadar kurnaz bir adamdır. Ama her şeyden önce Ölü Canlar toplayan bir sahtekardır. Hikayede zaten onun köy köy Ölü Can arayışları ile işlenir.



Kitabın ilk başlarında sıkılmadım desem yalan olur. Ama olayı kavrayıp iyice ısındıktan sonra hikayeye ayrı bir sevdim elimden bırakamaz oldum. Annem tutturup "Çok kitap okuyorsun gözlerin bozuluyor" diye kitaplarımla arama barajlar kurmasa ve ablam da ona  beni gambazlamasa şimdiye bitirmiştim aslında.


Not: Bu kitabı kesinlikle ama kesinlikle klasik müzik eşliğinde okuyun. Çok daha iyi çıkıyor tadı....




   






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...