8 Aralık 2015 Salı

Sonbahar...

Kırlangıçların göç mevsimi olan sonbahar benim gibi bir çıkıntı olan kırlangıç bozması için huzur ve hüzün mevsimidir. Malum kırık kanadımdan karışmıyor kanat çırpışım diğer kırlangıçların özgürlük şarkılarına. Onlar süzülürken göklerde, bana dünyaya açılan penceremden onları izlemek kalıyor yalnız ve sessiz. Ama mutsuz muyum? Hayır neden olayım ki? Sıcacık bir bardak çay beni mutlu etmeye yetiyor nasılsa.





Sonbahar.... sonbahar... hüznün beden bulmuş hali sonbahar... İçinde hem sıcağı hem soğuğu bulunduran mevsim. Hem acıyı hem sevinci barındırır. Ama hüzün ki en çok yakışan ona... Hüzün ki
en çok yakışandır bize, belki de en çok anladığımız... 



Geçenlerde bir derste en sevdiğim mevsimin sonbahar olduğunu söylediğimde hocam çok şaşırmış ve biz gençlerin daha canlı ve neşeli olması gerektiğini söylemişti. Ancak ben insanın sadece huzura ve dinginliğe ihtiyacı olduğunu düşünürüm. Sarının bin bir tonunu sergileyen yapraklar, bazen usul usul bazan deli dizgin yağan yağmurlar, uzaklara çok uzaklara kaçışan kuşlar bunu bize sağlar.



Bu güzel sonbahar gününde güzel bir müzik eşliğinde yazıyorum bu yazıyı. Tabi bir de bir bardak çay. Doldurun siz de bardaklarınızı, açın size dinleteceğim müziği, ve uzaklara bırakın gözlerinizin ferini...





Sonbahar hüznün mevsimi demiştik, ee hüznün ve duygunun olduğu yerde şiir olmazsa olmaz. Bu güzel mevsimi güzel bir şiirle taçlandırmak gerek. 



Durgun havuzları işlesin bırak

Yaprakların güneş ve ölüm rengi,

Sen kalbini dinle, ufkuna bak.

Düşünme mevsimi inleten rengi
Elemdir mest etsin ruhunu
Eser rüzgarların durgun ahengi.
Yan yana sessizce mevsimle keder
Hicrana aldanmış kalbimde gezin
Esen rüzgarlara sen kendini ver.

Ahmet Hamdi Tanpınar
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...