14 Kasım 2015 Cumartesi

Jane Eyre


19. yüzyıl İngiltere'sinin en değerli yazarlarından olan Brontë kardeşler arkalarında bıraktıkları eşsiz eserlerle kısacık ömürlerini tarihe kazımayı başarmışlardır. Kız kardeşlerin en büyüğü olan Charlotte Brontë "Jane Eyre" adlı şaheseri ile yüzyıllar boyu kendinden söz ettirmiştir. 



Asık suratlı ve sert rahip bir babanın ilgisizliği ve sevgisizliği ile geçti çocuklukları. Annelerinin ölümünün ardından yatılı okula gönderilen Brontë kardeşler, okuldaki berbat koşullardan sağlıksız düştüler ve yıprandılar. Bir yıl sonra 5 kız kardeş olarak gittikleri okuldan tüberkülozdan kaybettikleri kardeşlerinin anılarını evlerine getirdiler. Artık üç kız, bir erkek kardeş kalmışlar, vakitlerini evlerindeki koca kütüphanede yaşlarından çok daha büyüklere hitap eden kitaplar okuyarak geçirir oldular. Bu kitaplar sayesinde de engin bir hayal gücünün kapılarını araladılar. 


Neyse efendim, Charlotte biraz daha büyüyünce başka bir okula gider, orada bir kaç yıl okuduktan sonra okulda öğretmenlik yapmaya başlar. Ve çalışma hayatına ayak uyduran Charlotte buradan ayrılarak bir eve mürebbiyelik yapmaya gider. Daha sonra kız kardeşi ile başka bir okulda çalışmaya başlar. Dedikodulara göre okulun sahibi evli amcaya bizim kız tutulmuş. Oradan da ayrılır haliyle, ve babasının yanına döner. 


Yazarımızdan yeterince bahsettiğime göre artık sabırsızlıkla kitaba geçebilirim diye düşünüyorum. Kitabı İngilizce'niz imkan veriyorsa orijinal dilinde okumanızı tavsiye ederim. Çünkü asıl metnin vereceği zevk çeviri ile aynı olmayacaktır. Neyse şimdi nutuk çekme zamanı değil. Bugün sizlere direk kitaptan bahsetmek istiyorum. Filmlerini de izlemiş olsam da kitabın yeri bir başka demeden duramayacağım. O yüzden bu eşsiz kitabı kesinlikle okuyun! Çeviri okursanız da Bordo-Siyah yayınlarından okumanızı tavsiye ederim, bu arada. Artık başlayalım. Here we gooo!


(Jane Eyre ve onun biriciği Edward Rochester) 
(Kalp, kalp, kalp :D )

Jane Eyre amcasının yanında sığıntı gibi ömrünü geçirmeye çalışan bir yetimdir. Amcasını çok değer verdiği ve sevdiği Jane, onun ölümünün ardından yengesi ve iki kuzeni ile beraber yaşamak zorunda kalır. Ancak onların horlamaları ve işkenceleri altında bu hiç de kolay olmaz. O da avuntuyu kitaplarda arar ve evdekilerin izin verdiği müddetçe de bulur. 

(Amcasının evinde reading book yapan Jane)

Neyse efendim, yengemiz kızımızdan hiç hazzetmez. Ve bir şekilde onun bir yatılı okula gönderilmesi ayarlanır. Ve Jane'ciğimiz nalet olası, pislik, soğuk, iğrenç bir okula gönderilir. Ve orada geçirdiği berbat zamanların ardından okuldan mezun olur ve yine aynı okulda öğretmenlik yapmaya başlar. 


Burada da bir müddet takıldıktan sonra kendine başka bir iş bulmak ister ve gazeteye ilan verir. Bir süre sonra kendine bir mürebbiyelik ayarlar. Allah Allah ne kadar da tanıdık geliyor değil mi? Tabi gelir az önce anlattım ya. Dedim Charlotte bunu çekti şunu çekti diye sonra mürebbiye oldu falan... Çok ilginç değil mi? Kadın kitabını yazarken kendi hayatından esinlenmiş. Yani kısaca hayatını yazmış, roman olmuş :D


Daha fazla anlatmak istemiyorum. Çünkü hikayenin asıl kısmı buradan sonra başlıyor. Kadın yazmış ya. Elinizde düşüremeyeceğiniz dehşet verici güzellikte bir aşk hikayesi diyerek suyunun suyunu söylüyorum ki siz sevgili okurlarım spoiler yemesin :D


Geldim cancağızım :D Şu yukarıdaki şahsiyet ise kitabımızın biricik Edward Rochester'ı. Kızımızın iş vereni olmakla birlikte biricik sevdiceği ve müstakbel kocacığı. Edward'ın evlatlık kızına mürebbiyelik yapıyor Jane. Küçüğün öyle çok sevilesi bir yanı yok. Anasına çekmiş zaar biraz seme. 


Kitabın bir aşk kitabı olduğundan söz ettim ama bu demek değil ki aptal aşk romanlarından farksız. Jane Eyre kitabı içerisinde mistik öğeler bulunduran ve insanı ürküten ve bazen rahatsız bile eden bir kitap. Ama sakın çekinmeyin onu farklı kılan yanı da bu hafif ürpertisi. 

ruth wilson film jane eyre

Kitabı okurken şaşıracaksınız, ürpereceksiniz, sırıtacaksınız, kızacaksınız, belki ağlayacaksınız. Tüm hisleri aynı anda da yaşayabilirsiniz, artık orası size kalmış. Ama kesinlikle keyif alacaksınız. "Bir insan bir insanı böyle güzel sever mi, kardeşimmm?" diyeceksiniz. Yani en azından ben dedim

(Jane, sana ellerimi, kalbimi ve tüm varlığımı vadediyorum.)

Ben de burada eriyorum ama ya. Yazık değil mi bizlere :'( Nerede o, 19. yüzyıl aşkları, teheyt!  

(E.R: Sence ben yakışıklı mıyım, Jane?
Okuz Jane: Hayır, efendim!)

Ha, bir de bunlar birbirlerini gömerlerdi. Yok çirkinsin, yok yaşlısın falan. Takılırlardı birbirlerine. Şekil A : yukarıdaki gif :D  Böyle manyaktı işte bunlar :D Ah, ah özledim yav!

(Siz neredeyseniz benim evim orasıdır.)

Böyle de romantiktiler ama yeri gelince :D Geri zekalılar ya ağzım yine beş karış açıldı :D Mel mel sırıtıyom. Sanırsın K-drama :D 


Olur da ben kitabı okudum, öldüm bittim, bayıldım, deyip bir de uyarlamalara bakacak olursanız. Hem diziyi hem filmi izlemiş bir fanaatik olarak sizlere diziyi öneririm. Gerek oyuncu seçimleri, gerek orjinale bağlı kalınması olarak dizi daha başarılıdır bence.

(Biliyorum, gif alakasız kaçtı ama çok güzel değil mi ya? Bu da diziden!)

2006 yapımı 4 bölümlük BBC dizisi Jane Eyre izleyenleri maf ediyor yani. Etmezse gelin, ben buradayım bak :D Dizinin ana castını Ruth Wilson ve Toby Stephens ikilisi oluşturuyor. Ki paylaştığım tüm resimlerde ve giflerde onları görmüş oldunuz siz de. Çok şekeler değil mi :D 

Jane Eyre rolünde Ruth Wilson

Edward Rochester rolünde Toby Stephens

Ve son olarak sanırım 2011 yapımı filmden olan bir kaç güzel gif:




 Keyifli okumalar, iyi seyirler :)

Türkçe altyazı ile 4 bölüm: 









Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...