16 Ağustos 2015 Pazar

Devlerin Aşkı

Bugün hatta şu an Show TV'de izliyorum. Aklıma geldi neden Yeşilçam'ın en güzel eserlerinden biri olan bu film ile ilgili bir kaç bir şey karalamıyorum.

Ne güzel filmdir o. Kadir İnanır ve Türkan Şoray'ın en az "Selvi Boylum Al Yazmalım" kadar güzeldir bu acı aşk hikayesi. Sadece film de değildir güzel olan, Türkan'ı, Tarık'ı, müzikleri, senaryosu, kostümleri, her şeyi, hem de her şeyi güzeldir.


Filmden kısaca bahsetmek gerekirse, Türkan ve Tarık eskiden, çok eskiden, her şeyin onların sevgisi kadar saf olduğu zamanlarda birbirlerini deli gibi seven beraber evlilik hayalleri kuran genç bir çifttir. Türkan bir kuaförde manikürcülük yapar, Tarık ise şofördür. Türkan kuaföre gelen hanımların gösterişli yaşamlarına imrenmekte her geçen gün onlar gibi yüksek apartman dairelerinde oturup, güzel elbiseler giyip, restoranlarda lüks yemekler yemek istemektedir. Kısaca yoksulluktan sıtkı sıyrılmış ve zenginlik hayalleriyle yaşamaktadır. Daha doğrusu Tarık'ın mütevazi yaşamı ve hayalleri onu tatmin etmemektedir.

Bir gün Türkan, her şeyi geride bırakır. Tarık'ı bile. Yazdığı bir kaç satırlık mektuba sığdırır ihanetini ve özrünü, sonra da bir daha asla geri gelmez.

Yıllar sonra Tarık, Süreyya adlı bir adamla karşılaşır, güçlü ve zengin bir adamla. Onun sağ kolu olur. İstediği her şeyi yapar. Sevgilisi Türkan'a dahi göz kulak olur. Evet, Süreyya ile Türkan bir şekilde tanışmış ve Süreyya Türkan'ın hayatını sihirli bir şekilde değiştirir. Ona hep istediği hayatı altın tepsilerde yaldızlı tabaklarda sunar.


Neyse efendim olaylar bir şekilde gelişir ve en nihayetinde Tarık ile Türkan barışır. Ancak Süreyya çok hırslı ve güçlü bir adamdır. Ve Türkan'ı kimseye kaptırmak gibi bir niyeti bulunmamaktır. Tarık'ı öldürtmek için peşine adamlarını takar. Fakat her şeye rağmen Tarık ile Türkan kaçmayı başarırlar.

Bunlar Süreyya'dan çok uzak yerlere kaçarlar kaçmasına ama Süreyya onların peşini bırakmayacak kadar nefret ve kin beslemektedir bu iki aşığa karşın. Sona geliyorum şimdi. Bunlar sessiz sakin bir yerde saklanmışken Süreyya bunları ansızın bulur ve karşılarına dikilir. Elindeki silahı bunlara doğrultur, tam vurdu vuracak derken Süreyya büyüklük bende kalsın der ve gitmelerine izin verir.

İşte filmin özeti genel hatlarıyla böyle. Ama bence üstüne söylenecek çok şey var. Benim en dikkatimi çeken nokta ihanetin en ağırlarından biri başından geçen Tarık, aynı ihanetin acısını nasıl bir başka adama yaşatabildi. Halbuki Süreyya da çok sevdi. Türkan için her şeyini verebilirdi belki. Ben normalde pek ikinci adamcı değilimdir ama buradaki adamın yerine insan kendini koyunca sanki asıl haksızlığın Süreyya'ya yapıldığını düşünmeden edemiyor. Hem o daha feci bir halde. Düşünsenize adamın yaşadığı hayal kırıklıklarını:
Deli gibi sevdiği kadın aslında onu hiç sevmemiş.
Her şeyini emanet ettiği, dost bildiği, kardeş bildiği adam onun sevdiği kadınla beraber çekip gitmiş

Bu adamın yaşadıkları da acı ve dert değil mi? Belki filmdeki kötü adam odur, sevenlerin arasına girmiştir belki ama onun da seven bir kalbi yok mu? Onun kalbi neden paramparça edilip tuzla buz oluyor.


Ama filmin sonunda anlıyoruz ki bu amca aşka hürmet etmeyi kendine borç bilmiş ve gözünün önünde o ikisinin sarmaş dolaş gidişine hayran gözlerle bakıp izin veriyor. Ve gittiklerini söyleyen adamına şu sözleri söyleyerek filme de son noktayı koyuyor:

- Bırak gitsinler, onlar ölümü bile aşmışlar.

Biliyorum çok uzun oldu ama umarım okuyanlar okuduğuna pişman olmaz ve umarım Türk sineması böyle harikulade filmleri sadece Yeşilçam'dan izlemek zorunda da kalmaz

Ve son olarak bu güzel filmin mükemmel şarkılarından paylaşalım

Türkan ablamızın barda Tarık abimizi sinir etmek için söylediği nefis şarkı
Devlerin Aşkı'nın efsanevi jenerik müziği
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...